Seksenli yıllardı. Eli nasırlı insanımız gaz, ekmek ve yağ kuyruklarında beklerdi. Asfaltsız, çamurlu sokaklarda tankerler dolaşır, insanımız elinde bidonlarla tankerlerden su almak için sıraya dizilirdi.

Çaresizlikler ve yoksulluklar kol keserdi ev ev, sokak sokak...

Parası olanın ilacını alabildiği,parası olmayanın ise ölüme terk edildiği yıllardı. İnsanlar parasızlık yüzünden çaresizliklere hapsolmuş, geleceğe dair ümitlerini kaybetmişti.

Bu Anadolu insanının kaderdi değildi aslında. Birileri ülkeyi yönetmek ve halka hizmet etmek yerine sadece kendine ve etraflarına çalışıyordu.

Bankerler, Baronlar, Tefeciler, Faizciler sarmıştı yurdun dört bir yanını.

Ellerinde purolar göbek atan ve etrafa deste deste para saçan insanlardı bunlar. Milleti hakkı olanı çalan ve vur patlasın çal oynasın eğlenen tiplerdi. Onların istemediği hiç bir şey bu ülkede olmazdı. Hatta ülkeyi kimlerin yöneteceğine dahi onlar karar verirdi. Halk daima yönetilen olmalıydı. En fazla memur olabilirdi. Devleti yönetmesi, bir bakan ya da milletvekili olması düşünülemezdi bile.

Eli nasırlı insanımızın öz güveni elinden alınmış, öz yurdunda ezilen, hor görülen ve itilen olmuştu. 5-10 aile memleketi babasının malı gibi yönetiyordu. Onlara göre Halk onların hizmetindeydi.

Çileli Fatma Teyzenin, Ahmet Amcanın çocukları işçi, memur olmalı ve daima öyle kalmalıydı.Bırakın yönetmeyi bir İş adamı bile olamazdı. Buna cesaret etmek bile halkı haddi değildi.

Doksanlı yıllarda bundan pek farksız değildi.Kendi öz yurdunu sahiplenmek isteyen ve yerleşik düzeni yıkmak isteyen insanlar uydurma davalarla cezaevlerine sürülüyordu.Başörtüsü ile eğitim almak isteyen memleketin öz çocukları yaka paça üniversitelerden atılıyor, hakaretlere maruz kalıyor o da yetmiyor tutuklanıyordu.

Düzen hep aynıydı. 5-10 aile memleketi ipotek altına almış, dilediği gibi sömürüyordu.Parasızlık yüzünden insanlar hastane kapılarında annelerini, babalarını,çocuklarını ve eşlerini kaybediyordu. İlaç almak ve hastanelerde tedavi olmak parası olmayan insan için hayalden ibaretti.

Seneler birbirini kovalarken, Başbakan Erdoğan milletin bu acı kaderini değiştirmek için kefen giyerek bir adım atıyordu. Binlerce Anadolu insanının uğradığı suçlamalara, eziyetlere ve haksız hükümlere maruz kalan biri olarak Milletin kaderini değiştirmek istiyordu. 

Bunu gören yerleşik düzen de boş durmuyor, Erdoğan'ı tehdit ediyor ve bedel ödetmeye çalışıyordu. Diyorum ya, onlara göre Anadolu insanı işçi kalmalıydı, Anadolu insanının ülkeyi yönetmeyi bile düşünmesi suçtu onlar için. Yine onlara göre Erdoğan'da bu suçu işliyordu. Bu yüzden Erdoğan göreve gelir bu yerleşik düzenin medyası hemen iftiralara, yalan haberlere başlamıştı. Alıştıkları oyunları sahneye koyuyorlardı. Rahmet Erbakan'ı da böyle devirmişlerdi. Fadimeler, Aliler vs...

Yıl 2014 ve hala daha kabullenemiyorlar Anadolu insanın, eli nasılır Anaların ve Babaların çocuklarının ülkeyi yönetmesini. Ve bunun için Halka koyun, göbeğini kaşıyan adam ve cahil gibi hakaretlerde bulunuyorlar.

Bugün insanlar hastane kapılarında parasızlık yüzünden hayatını kaybetmiyor. İnsanımız dilediği eczaneden ilacını alabiliyor.İşsiz maaşı, dul ve yetim aylığı gibi sosyal devlet anlayışının hizmetini alıyor. Bu ülkenin tüm öz evlatları dilediği üniversitelerde inancı gereği dilediği kıyafet ile eğitim hakkını kullanıyor. Anadolu insanı zenginleşiyor ve kendi markasını, kendi işini kurarak dünyaya açılıyor. 

Yerleşik düzen eskisi gibi ağzında puro ile lüks mekanlarda tabak kırarak, ceket yakarak eğlenemiyor. Parayı faize yatırıp ertesi gün Havai'de şampanya ile kutlayamıyor. Milletin hakkı olan paraları deste deste etrafa saçamıyor.Milletin ve devletin parası ile servetine servet katamıyor!

Sıkıntı bu!

Senelerdir alıştıkları düzene veda etmek zorunda kalıyorlar.Memleketi Babalarının malı olmadığını öğreniyorlar. Kendilerinin değil Milletin İradesinin değerli olduğunu görüyorlar.

Bunun için Erdoğan gitmeli diyorlar. Erdoğan'ı bunun için diktatör görüyorlar.Ve her fırsatta dışarıya şikayet ediyorlar.

Ve Hala kabullenemiyorlar Fatma Teyzenin ve Ahmet Amcanın çocuklarının, Anadolu insanının ülkeyi yönetmesini!

Alışacaklar!
Lakin biraz zaman alacak...

FATİH KELEŞ
2014 NİSAN