Abdülhamid'i yıkan güç İngilizlerdi!
Tetikçileri ise Siyonistler.
Menderes ve Özal'ın failleri de aynıydı.
Darbeler, suikastler...
Bize gösterileni görüyorduk!
Aslında mesele çok farklıydı.
Bu topraklarda kim kardeşlikte bahsetse, İslam dünyasına el uzatsa ve ülkeyi milli rotaya sokacak olsa saldırıya uğruyordu.
Türkiye asla Anadolu çocuklarının elinde olmamalıydı.
Menderes, Özal, Vali Yazıcıoğlu, Adnan kahveci, Merhum Muhsin Yazıcıoğlu kaderleri hep aynıydı.
Darbeler, sözde kazalar, suikastler hep Anadolu çocuklarını hedef alıyordu.
Birileri Menderes ve Özal döneminde yaşananları bir kez daha yaşamak istemiyordu.
Bunun için fidanlar daha sahneye çıkmadan hedef alınıyordu.
Erdoğan!
"Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır..." demişti.
Olacakları görenler onu durdurmak için her yolu denemişti.
Fakat göklerden gelen bir karar vardı!
Bu toprakların kaderi değişmeliydi.
Anadolu çocuklarının yarım kalan idealleri, hayalleri hedefe varmalıydı.
Aynı kıbleye bakan ve Peygambere iman eden Müslümanlar birbirine kırdırarak, Müslümanların kanını akıtanların oyunu bozulmalıydı.
Önce Türkiye ayağa kalkmalıydı.
Ayağa kalkmalıydı ki, tüm mazlum Müslümanların el uzatabilsin!
Erdoğan Türkiye'yi kalkındırmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdı!
Kendi silahımız, teknolojimiz, sanayimiz, araç ve gereçlerimiz olmalıydı!
Bu bağımsız bir devlet olmanın koşuluydu!
Erdoğan bunu başarmıştı.
Bunu başarmak için çetin bir mücadele verirken, defalarca suikastlere, muhtıralara, darbe girişimlerine maruz kalmıştı.
Erdoğan'ı durdurmak için her yolu denemişlerdi!
Lakin "…göklerden gelen bir o büyük karar.." tüm oyunları bozmuştu!
Erdoğan kararlıydı!
Kalkınan Türkiye önderliğinde İslam dünyası da silkinecek ve yeniden bir araya gelecekti!
Tüm mazlum Müslümanlar 100 yıllık bir aradan sonra Türkiye'de yanan o ışığı görmüştü!
Ortadoğu, Afrika halkları ümitle Osmanlının çocuklarını bekliyordu.
Halep'te bir kuru ekmekle karnını doyuran çocuğun tesellisi de buydu!
Osmanlı yeniden gelecekti!
Filistin'de İsrail askerlerinin kurşunlarının kanlar içerisinde bıraktığı küçük çocuğun bu acılara dayanma gücüde buydu!
Osmanlının çocukları yeniden gelecek, yaralarını saracak ve kendisine yapılanların hesabını soracaktı!
Günlerdir ağzına tek bir lokma koyamayan Afrikalı çocuklara da dayanma gücü veren buydu!
Binlerce kilometre uzaklıktan gelerek köylerine kuyu kazarak içme suyu sağlayan Osmanlının çocukları bir yine gelecekti!
Zulüm altında kan ve gözyaşına mahkum edilen mazlum Müslümanlara dayanma gücü verende bu ümitti!
Anadolu çocukları bir gün mutlaka gelecekti!
Kendi silahını, araçlarını, teknolojisini üreten, ekonomisini güçlendiren ve yıllarca Anadolu topraklarında birbirine kırdırılan Anadolu insanı tüm mazlumların tek umudu olmuştu!
Bu gerçeği göremeyen yine yalnız bizdik!
Emperyalist düzen ve çevremizdeki coğrafyalarda yaşayan tüm mazlumlar bu gerçeği görürken, bizler görmemekte ısrar ediyorduk!
Meselelere sadece ideolojik, partizanlık, ırklar ya da siyasi çekişmeler üzerinden baktığımız için bu gerçekleri göremiyorduk!
Oysa mesele Erdoğan'ın iktidarda kalması ya da Devlet Başkanı olması değildi!
Özellikle bugünlerde bu gerçeği görmeye çok ihtiyacımız var!
Bu kavga mazlum Müslümanların Emperyalist sisteme Türkiye öncülüğünde başkaldırmanın kavgasıdır.
Türk'ün, Kürdün, Arab’ın, Çerkez’in, Boşnak’ın, Arnavut’un 100 yıllık bir aradan sonra tekrar birbiri ile kucaklaşarak tüm emperyalist oyunlara, tezgahlara ve saldırılara karşı tek vücud durmanın mücadelesidir.
Erdoğan bugün bunun mücadelesini veriyor!
Saldıranlar yine aynı senaristler!
İngiliz, Siyonist’i ve ikiyüzlü haçlı BATI yine karşımızda!
Bu toprakların çocuklarının yeniden bir araya gelmemesi için her türlü alçaklığa imza atıyorlar!
Dün petrol hesapları yaparak Arap kardeşlerimizi 'bağımsızlık' masalı ile aldatıp Osmanlıyı yani Müslümanları parçalara ayırarak petrole el koyan Haçlı/Siyonist aklı yine sahnede!
Yine petrol hesapları yapıyorlar!
Bu seferki hedefleri Kürt kardeşlerimiz!
Masalları yine aynı! 'Bağımsızlık'
Tarihin yeniden tekerrür ettiğinin farkına varamazsak, bir 100 yıllık kan ve gözyaşı bizleri yeniden bekliyor olacak!
Ortadoğu'da bir 100 yıl daha kan ve gözyaşı dinmeyecek!
Kazanan yine onlar olacak!
Ya kaybeden...
Evet! Kaybeden biz olacağız…
Yine bizim çocuklarımız, annelerimiz, babalarımız ölecek!
Yine çaresizlikleri, acıları ve hüzünleri biz yaşayacağız!
İngiliz Kraliyeti, BATI ve eli kanlı Siyonist baronlar servetine servet katarken, yine bizler bir kuru ekmeğe muhtaç olacağız!
Ve şu soruyu bir 100 yıl daha tekrarlayacağız!
"Ölen ve kanı akan neden hep Müslümanlar?"
FATİH KELEŞ
https://twitter.com/fatihkeles
https://www.facebook.com/trfatihkeles
http://www.fatihkeles.net/


0 Yorumlar