TWİTTER CANLI

Bu kavga AKPARTİ ile Cemaat'in Kavgası değil, Emperyalizm ile Yeni Türkiye'nin kavgasıdır!

Bu kavga AKPARTİ ile Cemaat'in Kavgası değil, Emperyalizm ile Yeni Türkiye'nin kavgasıdır!
2002 sonrası iktidara gelen Erdoğan’ı CIA, yolunda başında hizaya getirmek istiyordu.
Bunun için ilk adımı atmışlardı.
ElKadı ile Erdoğan’ın ilişkisini piyasaya servis ediyorlardı.
İşin ilginç tarafı CIA, o dönem bu haberlerin pek çoğunu cemaat aracılığı ile servis ettiriyordu.
Servis edilen haberlerin kaynağı ise WikiLeaks’ti.
Mesaj açıktı; “Dilediğimiz zaman seni iktidardan alırız..”
Bu operasyona yine o dönemde CIA’in desteklediği MİT içindeki bir yapı da harfiyen destek veriyordu.
Peki, kimdir bu ElkKadı?
ElKadı, Avrupa’dan, Kafkasya’ya, Asya’ya tüm yeryüzünü elini kolunu sallayarak gezen bir adam.
Hatta Londra’ya bile giderek iş görüşmeleri yapıyor.
Ne hikmet ise kimse bu adama dokunmuyor.
O dönem ElKadı, bir iş adamı olarak bizzat kendisi BM’ye başvurarak, terörist listesinden çıkarılma talebinde bulunuyor.
Sonuç; BM de apar topar bu başvuruyu değerlendiriyor ve kendisini listeden çıkartıyor.
Erdoğan kendisini hizaya getirmek için operasyonlar yapıldığını öğreniyor.
Bu karşı ilk hamlesini yapıyordu!
Erdoğan, CIA ve ABD’ye hiçbir koşulda Boyun eğmeyeceğini söylüyordu.!
Ve bunu göstermek için “milyarlarca dolarlık silah alımlarını ABD ile değil, Çin’le yapacağım” diyordu. 
ABD ve CIA böyle bir resti beklemiyordu.
Bu rest karşısında tüm dünya ülkeleri şaşkındı.. 
“Bu, ABD ve NATO’nun en üst düzey kurallarından birinin ihlali anlamına geliyordu, yapılabilecek son şeydi. İşte bu, NATO ve ABD Silah Sanayiini çileden çıkardı.”
Erdoğan bunla da yetinmeyerek BATI’ya da bir mesaj veriyordu!
“AB’ye girmek için yıllardır beklediklerini ve bunun gerçekleşmeyeceğini anladığını, bunun yerine Şangay Birliği’ne katılmak istediğini” söylüyor ve resmen Şangay Birliği’ne katılmak için başvuruda bulunuyordu. 
Erdoğan’ın bu hamlesi Emperyalizm için yapılmaması gereken bir kural ihlali idi.
Yani onlara göre açıkça bir intihardı!
Bu şu demek oluyordu;
ABD ve Batı’nın yıllarca kuklası ve sömürgesi olan Türkiye, emperyalizme yani kukla oynatıcısına karşı, sahibine karşı isyana ediyordu.
Bu açıkça dünyayı sömüren güçlere karşı bir başkaldırıydı.
ABD ve Batı için, Türkiye’deki kurdukları bu düzenin, yıkılması demek, kendilerinin sonu demekti.
“İşte bunları yaptığınızda, son kullanma tarihiniz dolmuş demektir. Kim olursanız olun artık bitmiştir. Ve ABD’nin uygulayacağı cezanın diğer ülkeler için ibretlik olması gerekiyordu, çünkü bu durum başkaları tarafından örnek alınabilirdi, bu risk göze alınamazdı.”
Ve Erdoğan’ın tasfiye sürecini, Gezi Parkı olayları ile başlattılar. 
Operasyonu emri dışarıdan uygulaması içeridendi.
Bunun için bir kukla gerekiyordu.
1997 yılından bu yana desteklenen ve hazırda bekletilen Cemaat buna dünden razıydı.
Eski FBI Ajanı Sibel Edmonds bunu şöyle açıklıyor;
“Gülen” markasının arkasına sığınarak iş yapılıyor ve Gülen de buna müsaade ediyor. 1997’den sonra CIA Gülen’i oyuna dahil etti. Türkiye’nin laik kanadına göre Gülen, Türkiye’de şeriat düzeni kurmak istiyor ve suçlarından dolayı aranıyordu. CIA onu ABD’ye getirdi ve ne tesadüf ki, CIA merkezinin hemen yanı başında bir eve yerleştirdi. Gülen 15 yıldır ABD’de yaşıyor ve 20-25 milyar dolarlık bir ağı kontrol ediyor ve kimse gerçekten bu paranın nerden geldiğini bilmiyor. “
“Gülen’in ABD dışında CIA ile birlikte açtığı okullar, camiler, medreseler birer birer kapatılıyor çünkü bu ülkeler, Gülen cemaatinin varlığının kendi ülkelerinin ulusal güvenliğine bir tehdit olduğunu, CIA ile ortak operasyonlarda kullanıldığını kavradılar. Gülen cemaati ve CIA bununla kalmadı tabii ki, Türkiye’de büyük bir medya ağı kuruldu, satın almalar yoluyla, polis teşkilatına, hukuk ve askeri alanlara sızdılar.”
“Gülen’in ABD’deki en büyük destekçisi de ordaki Yahudi lobisidir. İsterseniz Google’a gidip, en büyük yahudi lobisi olan AIPAC’i, ya da ATC’yi “gulen aipac” yazarak sorgulayın.”
“İlginç olan, bir İslami imam olan Gülen’in, Yahudi lobisi tarafından destekleniyor olmasıydı. Yahudi lobisi bir İslami modeli asla desteklemez oysa. Tek başına bu durum bile, insanların Gülen hakkında şüphe duyması, soru sormaya başlaması için yeterli bir nedendir.”
CIA ve Yahudi Lobisi tarafından desteklenen Paralel yapı bu öz güvenle operasyon için düğmeye basıyordu.
Gezi Parkı olayları ile Operasyona ilk adımı atılıyordu.
Paralel Yapı, Gezi Parkı olaylarına kendi cemaatinden insanları sokuyor ve Gezi Parkı olaylarını kontrol ediyordu. 
Hakan Fidan yönetiminde giderek Millileşen MİT, her şeyden haberdardı.
Tüm bilgiler harfi harfine Erdoğan’a iletiliyordu. 
Erdoğan kendisine karşı sivil bir darbe girişiminin planlandığından ve bunun CIA ve Paralel Yapı ortaklığı ile sahneye koyulduğundan haberdar olmuştu.
CIA’nın kontrolündeki Paralel Yapı’nın bu operasyonundan haberdar olan fırsatçılarda birer birer sahneye çıkıyordu! 
Eski Türkiye düzeninde istediği gibi at oynatan Faiz lobisi, Türkiye’nin eski güç sahipleri, bu fırsatı değerlendirmek için sokaklara koşuyor, marketlerinin ve otellerinin kapılarını ardına kadar göstericilere açıyordu. CIA bu operasyonla eş zamanlı olarak ABD ve BATI Medyasında Erdoğan “diktatör” şeklinde algı operasyonu içinde start verilmişti.
Bunla da yetinmeyen CIA, CNN’nin muhabir görünümlü tecrübeli Ajanlarını Gezi Parkına gönderiyor ve 24 saat kesintisiz canlı yayın yaptırarak kamuoyu nezdinde algı operasyonu yürütüyordu. 
Başaramadılar!
Hemen ardından sözde 17 Aralık Operasyonu ile tekrar geldiler!
Bu sefer mesajları gayet açıktı.

*CIA, Paralel Yapı aracılığı ile Erdoğan’a açıkça şu mesajları veriyordu;

1)Geri adım atacaksın. Her şeyi geri saracak, İsrail’le ilişkilerini düzeltecek, Çin’den silah almaktan vazgeçeceksin. Şangay’dan uzak duracaksın. Gülen’den özür dileyeceksin. Bu senin birinci seçeneğin.

2) Sessizce istifa edip gideceksin. Çünkü biz hali hazırda senin yerine gelecekleri belirledik. İngiltere’ye gitmene izin vereceğiz. Not: (Paralel Yapının internete düşen ses kayıtlarında hükümet bile hazır denilmişti.)

3) Bunları kabul etmezsen, başına gelecekler; a) Kaddafi gibi, Saddam gibi yok edilirsin, seni Taksim meydanında, Gezi Parkı’nda öldürürüz. b) Mübarek gibi korkak bir şekilde teslim olabilirsin. Seni İngiltere’de bir hapishaneye atarız, yaşamının kalanını orda sürdürürsün.

Sonuç; Yine yenildiler!
İşte bugün bu ülkeye CIA ile birlikte iş tutarak ihanetler, bunun bedelini ödüyor.
Bu kavga Cemaat ile AK PARTİ kavgası değil, bu kavga Yeni Türkiye’nin Afrika ve Ortadoğu’yu yıllardır sömüren, mazlum halkların petrolünü çalan, onları açlığa ve yoksulluğa mahkum eden, İsrail’in Filistin’de kadın,çocuk,yaşlı demeden katlettiği binlerce insanın katilleri olan, ülkemizi yıllardır soyup soğana çevirerek, halkımızı yoksul ve çaresiz bırakan düzene karşı başkaldırısı, kavgasıdır.

"Not: Bu makalede Sibel Edmons'ın bir gazeteci ile yaptığı söyleşiden alıntılar yapılmıştır."

FATİH KELEŞ
https://www.facebook.com/trfatihkeles
https://twitter.com/fatihkeles

Yorum Gönder

1 Yorumlar

  1. Fatih bey bu yasin el kadı in midir cin midir nedir ayrıntılı bir analiz olarak Paylaşım yazabilirmisiniz mümkünse


    Ben sıradan bir vatandaş olarak basit bir analizde bulundum fırsat bulup okursanız ve fikir beyan ederseniz sevinirim kolay gelsin



    https://m.facebook.com/groups/533062076829513?ref=m_notif&notif_t=group_comment#!/groups/533062076829513?view=permalink&id=533073840161670&ref=m_notif&notif_t=group_comment

    YanıtlaSil